Canon’un Yeni İçgörü Raporu, Baskı Dünyasındaki Dönüşüme Işık Tutuyor
Görüntüleme teknolojileri lideri Canon, markalar ile tüketicilerin değişen davranışlarını ve bu değişimin baskının kullanım biçimi ile baskı hizmet sağlayıcılarının faaliyetlerine etkisini anlamayı amaçlayan “Baskının Geleceğini Keşfetmek” başlıklı yeni İçgörü Raporu’nu yayımladı.
Canon’un gerçekleştirdiği araştırma, dijital dünyada baskının sunduğu benzersiz avantajları (USP’leri)ve markaların bu gücü tüketiciye ulaşmak için nasıl kullanabileceğini ortaya koyuyor. Rapor; yapay zekânın baskı üretimindeki artan rolünden sürdürülebilir üretimin kritik önemine, geleceğe odaklanan iş ortaklıklarının değerinden pazarlama stratejilerine kadar beş temel başlıkta sektöre yön veren içgörüler sunuyor.
Canon’un son 15 yıldır sürdürdüğü ve baskı hizmet sağlayıcıları ile alıcılarının sektör dinamiklerine dair bakış açılarını bir araya getirdiği rapor serisinin en yeni halkası olan “Baskının Geleceğini Keşfetmek”, bu kez kapsamını genişleterek tüm baskı ekosistemine hitap ediyor. Rapor, makro eğilimleri analiz ederek işletmelerin geleceğe yönelik daha güçlü ve stratejik adımlar atmasına rehberlik ediyor.
Daha geniş satın alma davranışlarını, tüketici trendlerini ve dönüştürücü teknolojileri odağına alan çalışma; alanında öne çıkan dört fütüristin görüşlerini Canon’un sektörel uzmanlığıyla bir araya getiriyor.
MoreThanDigital’ın kurucusu Benjamin Talin’in dijital dönüşüm ve toplumsal değişim alanındaki perspektifi, Salesforce’ta kamu kurumlarına yönelik satış liderliği ve yapay zekâ danışmanlığı deneyimine sahip Murray Grubb’ın teknoloji odaklı yaklaşımı, finansal hizmetler ve iklim finansmanı alanlarında uluslararası deneyime sahip Beate van Loo-Born’un stratejik bakış açısı ve dijital baskı teknolojileri ile yapay zekâ çözümleri geliştirme geçmişiyle öne çıkan Rafael Rodrigues’in içgörüleri bu bütüncül çerçeveyi güçlendiriyor. Derinlemesine analizlerle desteklenen bu yaklaşım, baskı hizmet sağlayıcıları için hem bugünü anlamaya hem de geleceği şekillendirmeye yardımcı olacak uygulanabilir içgörüler sunuyor.
Beş temel tema kapsamında ortaya çıkan içgörüler, özellikle genç kuşaklarla bağ kurma biçimlerine dair önemli ipuçları veriyor. Sosyalleşme, eğlenme veya eğitim amaçlı olsun, giderek daha fazla zamanını çevrimiçi ortamda geçiren genç kuşaklarla nasıl bağ kurulabileceği sorusu öne çıkarken; satın aldıkları ürünler ve bu ürünleri nasıl sergiledikleri üzerinden kimliklerini ve statülerini yansıtma eğilimlerinin arttığı görülüyor. Aynı zamanda tüketiciler, kendi değerlerini paylaştıkları markalara yöneliyor. Bu bağlamda fütüristler, baskının kendine özgü fiziksel özellikleri ile tüketicilerin kimlik ve statü yansıtma arzusu arasında doğrudan bir bağlantı olduğuna dikkat çekiyor. Baskının üretilmesi için zaman, emek ve maliyet gerektiği düşüncesi, tüketici nezdinde yarattığı değer algısını güçlendirirken; giderek daha sanal hâle gelen ve dikkat çekmenin zorlaştığı bir dünyada fiziksel unsurların daha fazla değer gördüğü de vurgulanıyor. Bu durum, kişiselleştirilmiş baskı ve markaların müşterilerle zamanında ve ilgili iletişim kurmasını sağlayan “Programmatic Print” kavramı için güçlü bir gerekçe oluşturuyor.
Bu noktaya paralel olarak, baskının dijital dünyada güçlü bir USP’ye sahip olduğu da açıkça görülüyor. Baskının dijital “gürültüyü” aşmayı sağlayan dokunsal özellikleri, giderek daha sanal hâle gelen dünyada tüketicilerin fiziksel deneyim ve etkileşimlere daha bilinçli şekilde yönelmesini sağlıyor. Fütüristler, baskının varlığının insanları durup düşünmeye ve takdir etmeye yönelttiğini vurgularken; baskı hizmet sağlayıcılarının bunu “hizmet olarak dikkat” sunarak gelir modeline dönüştürebileceğini belirtiyor. Açık hava, satış noktası veya doğrudan pazarlama uygulamalarının daha geniş kapsamlı ve entegre kampanyaların bir parçası olarak kullanılması bu yaklaşımın somut örnekleri arasında yer alıyor.
Yapay zekânın baskının geleceğine katkısı ise olağanüstü potansiyeliyle öne çıkan başlıklardan biri olarak dikkat çekiyor. Fütüristler, yapay zekâ kullanan işletmelerin kullanmayanlara kıyasla daha hızlı büyümesinin beklendiği konusunda hemfikir olsa da bu teknolojinin sağlayacağı faydaların ve benimsenme hızının işletmeden işletmeye farklılık göstereceğini ifade ediyor. Pek çok baskı hizmet sağlayıcısının, yapay zekâ ve otomasyonun işletmenin tamamında sağlayacağı değeri göreceği öngörülürken; bu teknolojilerin etkin şekilde entegre edilebilmesi için güçlü bir BT altyapısı ve sağlam bir veri yönetimi yaklaşımının gerekliliği vurgulanıyor. Aynı zamanda PSP’lerin müşterilerine verilerini nasıl değerlendirebilecekleri konusunda rehberlik edebilmeleri için “veri okuryazarı” hâline gelmeleri gerektiği de öne çıkıyor.
Her sektörde olduğu gibi, düzenleyici kurumların, markaların ve tüketicilerin daha yüksek ESG standartları yönündeki baskısını artırmasıyla birlikte, sürdürülebilir üretime verilen önemin artması baskının geleceği açısından kritik önem taşıyor. İleriye dönük olarak rapor, matbaaların tedarik zincirlerini nasıl optimize edebileceğine ve karbon emisyonlarını azaltan, kabul görmüş süreç ve prosedürleri belgelendirerek sürdürülebilir uygulamalarını nasıl ortaya koyabileceğine dair fikirler sunuyor. Aynı zamanda baskı ekosistemi içinde matbaaların, markaların sürdürülebilirlik konumlarını yansıtmalarına yardımcı olabileceği ve uygulanabilir çevresel öneriler sunarak katma değer yaratabileceği ifade ediliyor.